Jiu Jitsu

Jiu Jitsu, Brazilian Jiu Jitsu ya da kısaca BJJ

Ju Jitsu ya da Brezilyalıların telaffuz ettiği gibi Jiu Jitsu dünyanın en etkili ve gerçeğe dayalı dövüş sistemidir. Kelime anlamı ”Nazik Sanat”dır. Stilin ana prensibi temel fizik kurallarından faydalanarak daha iri, daha güçlü ve daha saldırgan bir rakibi daha az güç ve daha küçük bir cüsse ile kontrol altına alabilmektir. Fizik kanunlarını lehine kullanmakta rakipsizdir. Bir süre BJJ çalışmış narin bir genç kızın bile hiç BJJ deneyimi olmayan iri yarı ve saldırgan bir adamı kontrol altına alıp etkisiz hale getirebilmesi bu yüzden hiç şaşırılacak bir şey değildir. Uzun yıllar BJJ yapmış fiziksel güç olarak da zirvede olan biri ise artık durdurulamaz bir güçtür. 

JiuJitsu ve Brazilian JiuJitsu iki ayrı sanat gibi algılansa da aslında aralarında bir fark yoktur. Brazilian Jiu jitsu adından da anlaşılacağı gibi Brezilyalıların, Samurayların savaş alanlarında geliştirdikleri çok eski bir sanat olan JiuJitsu’yu modernize ederek yorumlamasıdır. Brezilyada zaten böyle bir ayrım yoktur, sadece JiuJitsu denir. Eski Japon savaşçılarının harp meydanlarında zırhlı rakiplerini en kısa sürede etkisiz hale getirebilmek için yüz yıllar içinde ölümcül derecede mükemmelleştirdikleri bu sanat vuruşlardan ziyade eklemleri manipüle ederek veyahut boğuşlarla sonuç almaya odaklıdır. 

Jiu Jitsu’nun hikâyesi 9.yüzyılın başlarında ve daha sonra Japonya olarak bilinecek bağımsız adacıklara hükmeden Daimyos adıyla bilinen savaş lordların sürekli karşı karşıya kaldıkları tehditleri def etmek için kiraladıkları savaşçılar ile başlar. Henüz Shogun ve Samuray isimlerine rastlamadığımız bu dönemde bu bahsi geçen savaşçılar zaman içinde üstün becerileri nedeniyle özel statülere kavuşur ve asiller sınıfına terfi ederler. Onlar artık Samuraydır.9.Yüzyılın sonlarında adacıklar birleşip savaşların boyutları büyüdükçe okçu birliklerin önemi azalır ve piyade sınıfının yani kılıç ile savaşanların sayısı artar. Savaşta kılıçsız kalındığında ne yapacağını bilememek ölmek anlamına gelir. Samuraylar ölmemek için JiuJitsu’yu geliştirirler. Artık Japonya’nın tek hakim sınıfı haline geldikleri 11.yüzyıla kadar JiuJitsu insan aklının sınırlarını zorlayacak derecede mükemmelleştirilir. Bu gelişim 18.Yüzyıla kadar sürer. Bilindik deyimle tüfek icat olur mertlik bozulur. Japonya artık emperyalizmin etkisindedir ve modernleşmek istemektedir. Eski olan her şey kaba ve çirkin kabul edilir. JiuJitsu da bundan fazlasıyla nasibini alır ve yüzlerce yıl içinde biriken sırlar yeraltına inmek zorunda kalır.

1882 yılında ise Jigaro Kano adında  bir JiuJitsu dövüşçüsü bu savaş sanatının ölümcül yönlerini ayıklayarak, spor olarak yapılabilmemize olanak tanıyan bir çalışma sistemi geliştirir ve böylece JUDO doğar. Bu ilk başta bu sanatı etkisizleştirme gibi görünse de aslında çok daha etkili bir dövüş ve savunma sanatının doğmasına vesile olur, zira “Randori” kavramı ile sporcu partnerine zarar vermeden saatlerce gerçek anlamda dövüşebilir ve bu da onu diğer, daha çok  teorik bilgiye dayanan dövüş sporcularından kat ve kat üstün kılar. Şöyle düşünün; futbolu sadece teoride ve sadece olasılıkları çalışarak öğrenen bir futbolcu ile sürekli tüm antrenmanlarının yanı sıra düzenli olarak 90 dakika üst düzey maç yapan bir futbolcuyu kıyaslamamızın absürt olacağı gibi “Randori” yapan ile yapmayan sporcuyu kıyaslamamız da o denli absürttür. Kano’un bir öğrencisi olan ve Brazilian Jiu Jitsu’nun babası kabul edilen Mitsuyo Maeda tüm dünyayı dolaşıp dövüş yeteneklerini sınadıktan sonra Brezilyaya yerleşir ve Gracielerle tanışır. Gerisi tarihtir. Daha sosyal Brezilyalılar öğrendikleri sırları çok kısa sürede tüm dünyaya yaymayı başarırlar. Amerika’da MMA kafesleri(ilk UFC ) kurulur ve Gracilerin en zayıf üyesi uzun yıllar kilo farkı gözetmeksizin dünyadaki tüm dövüşçüleri pes ettirir ve BJJ’nin dünyanın en etkili dövüş sporu olduğunu bir daha silinmemek üzere tüm zihinlere mıhlar. Günümüzde BJJ bilmeyen bir MMA(Karma Dövüş Sanatları) dövüşçüsü düşünülemez bile.

Rakibi etkisiz hale getirirken uygulanacak şiddetin çok titiz ,hassas ve sessiz şekilde kontrol edilebilmesi BJJ yi aynı zamanda diğer stillere göre (özellikle temel olarak vuruş teknikleri kullanan stiller) şartlara göre kullanılabilirlik açısından çok daha verimli kılmaktadır. Uygun bir pozisyon yakaladıktan sonra bir kişiyi hiç efor sarf etmeden, ortalığı velveleye vermeden yumuşak bir şekilde uyutabilir ya da hiç istemeyiz ancak başka çare kalmadığında (cana kast vb.) çok tehlikeli saldırganlar karşısında sevdiklerinizin canını korumak için saniyeler içinde kol, bacak, omurga kıran korkunç bir savaşçıya dönüşebilirsiniz.

Mücadele genelde yerde rakibini eklem kırışları ve boğuşlarla pes ettirmek üzerine kurulmuş, komplike ve çok katmanlı dövüşlerle gerçekleşir adeta bir satranç oyunu gibi çok stratejik hamlelerle rakip alt edilir. İlk başta alışık olmayan göze anlamsız gelebilecek hayatın kendisinin mimik edildiği bu mücadeleye bir kez tutulanın artık vazgeçmesi imkansızdır.
BJJ sadece bir dövüş sanatı değildir, bunun çok daha ötesinde bir yaşam tarzıdır, bilgelik ve gelişim yolculuğudur, Savaşçının yoludur. BJJ bir ego törpüsüdür. Geliştirir, hem zihinsel hem de fiziksel olarak büyütür, ruhu terbiye eder. Bu karmaşık ve çok da kolay olmayan yolculuk hayat dersleriyle doludur ve bu serüvende beden tahminlerin ötesinde gelişirken kişinin mental dünyasında açılacak ufuklar kişisel gelişime seviyeler atlatabilir. 

BJJ de baskı altında sakinleşmeyi öğrenmeden, ilerleyebilmeniz mümkün değildir. Bunu öğrendiğinizde ise her şey çok daha kolaydır. Fiziksel mücadelenin karmaşası berraklığa yer açar ve tüm olasılıklar apaçık karşınızda belirir. 

Hiç bir şey artık sizin dengenizi kolay kolay bozamaz. Stres yönetiminin gerçek anlamını kavramışsınızdır artık. Dünya en modern ordularının dışında Facebook, LinkedIn ve Google gibi çağımızın en ileri şirketleri dahi beyaz yaka çalışanlarına bu sanata yönlendirmelerin ardında yatan gerçek de budur.

Birçok kişi BJJ ismini ilk kez çağımızın gladyatörlerinin arenası olan UFC gibi karma dövüş sanatları organizasyonlarında duymuştur. Gerçekten de dünyadaki tüm MMA (Mixed Matial Arts) organizasyonların da varlık göstermek isteyen sporcular (hangi branş kökenli olursa olsun) cephaneliklerinde BJJ ye de yer açmaktadırlar. 

Kafes dövüşlerinin ilk yıllarında BJJ stilinin geriye kalan tüm dövüş stillerine öyle bir üstünlük sağlamıştı ki diğer tüm stillerdeki sporcular bu müsabakalarda tutunabilmek için mutlaka BJJ öğrenmeleri gerektiğini anlamışlardı. 

Antrenmanlar güç ve kondisyon geliştirici egzersizler, teknik çalışma ve pratik ve BJJ nin meşhur Rolling (canlı pratik) seansları ile sağlıklı yaşam, meşru müdafaa, kendine güven ve birçok farklı nedenden ötürü size bambaşka bir hayat vaat eder.

Her ne derseniz deyin BJJ, Brazilian Jiu-Jitsu yada sadece Jiu-Jitsu, kelimelerle anlatılmayacak kadar kapsamlı ve derindir. En iyisi o ilk adımı atıp canlı olarak denemektir. Bu stile biraz şans verip anladıkça hayatınızda çok şey değişecektir…

Dersler kurum ve ya kişinin ihtiyacına göre düzenlenmektedir. Kişi ve ya grupların ihtiyacına özel olarak da tasarlanabilen programlar en düşük seviyeden aşağıdaki örneğindeki gibi en üst düzey müsabıkların ihtiyaçlarına özel de tasarlanabilmektedir:

Safkan Müsabık Eğitimi: Gi, No-Gi  veya MMA-Kafes, ne türde olursa olsun turnuva hazırlıkların yapıldığı kıran kırana, kemik seslerinin geldiği antrenmanların yapıldığı derslerin adresi burası. Safkan müsabık takımın bel kemiğini oluşturan “sert çocukların“bir araya geldiği bu sınıflarda antrenmanlar gerçekten çok sert geçmektedir. “Antrenmanda zorlanırsan sahada rahat edersin “prensibi üzerine kurulu dersler dünya standartlarında profesyoneller tarafından verilmektedir.