JiuJitsu ve Brazilian JiuJitsu iki ayrı sanat gibi algılansa da aslında aralarında bir fark yoktur. Brazilian Jiu jitsu adından da anlaşılacağı gibi Brezilyalıların, Samurayların savaş alanlarında geliştirdikleri çok eski bir sanat olan JiuJitsu’yu modernize ederek yorumlamasıdır. Brezilyada zaten böyle bir ayrım yoktur, sadece JiuJitsu denir. Eski Japon savaşçılarının harp meydanlarında zırhlı rakiplerini en kısa sürede etkisiz hale getirebilmek için yüz yıllar içinde ölümcül derecede mükemmelleştirdikleri bu sanat vuruşlardan ziyade eklemleri manipüle ederek veyahut boğuşlarla sonuç almaya odaklıdır.
Soru: Bu sanatın zaman içindeki gelişimi nasıl oldu? Modern dünyadaki konumu nedir?
Cevap: Hikâyemiz 9.yüzyılın başlarında ve daha sonra Japonya olarak bilinecek bağımsız adacıklara hükmeden Daimyos adıyla bilinen savaş lordların sürekli karşı karşıya kaldıkları tehditleri def etmek için kiraladıkları savaşçılar ile başlar. Henüz Shogun ve Samuray isimlerine rastlamadığımız bu dönemde bu bahsi geçen savaşçılar zaman içinde üstün becerileri nedeniyle özel statülere kavuşur ve asiller sınıfına terfi ederler. Onlar artık Samuraydır.9.Yüzyılın sonlarında adacıklar birleşip savaşların boyutları büyüdükçe okçu birliklerin önemi azalır ve piyade sınıfının yani kılıç ile savaşanların sayısı artar. Savaşta kılıçsız kalındığında ne yapacağını bilememek ölmek anlamına gelir. Samuraylar ölmemek için JiuJitsu’yu geliştirirler. Hatanın telafisi olmayan savaş meydanlarında yüzlerce yıl içerisinde mükemmelleştiri lmiş bir Savaş Sanatı düşünün.
Artık Japonya’nın tek hakim sınıfı haline geldikleri 11.yüzyıla kadar JiuJitsu insan aklının sınırlarını zorlayacak derecede mükemmelleştirilir. En önemli amacı eğitiminin gerçek savaş ortamına uygulanabilir olması olan , %100 sınanmamış ,etkili olduğu kanıtlanmamış hiç bir tekniğe yer vermeyen ölümle sınanmış bir sistem.
Bu gelişim 18.Yüzyıla kadar sürer. Bilindik deyimle tüfek icat olur mertlik bozulur. Japonya artık emperyalizmin etkisindedir ve modernleşmek istemektedir. Eski olan her şey kaba ve çirkin kabul edilir. JiuJitsu da bundan fazlasıyla nasibini alır ve yüzlerce yıl içinde biriken sırlar yeraltına inmek zorunda kalır.
1882 yılında Jigaro Kano adında bir JiuJitsu dövüşçüsü bu savaş sanatının ölümcül yönlerini ayıklayarak, spor olarak yapılabilmemize olanak tanıyan bir çalışma sistemi geliştirir ve böylece JUDO doğar. Bu ilk başta bu sanatı etkisizleştirme gibi görünse de aslında çok daha etkili bir dövüş ve savunma sanatının doğmasına vesile olur, zira “Randori” kavramı ile sporcu partnerine zarar vermeden saatlerce gerçek anlamda dövüşebilir ve bu da onu diğer, daha çok teorik bilgiye dayanan dövüş sporcularından kat ve kat üstün kılar. Şöyle düşünün; futbolu sadece teoride ve sadece olasılıkları çalışarak öğrenen bir futbolcu ile sürekli tüm antrenmanlarının yanı sıra düzenli olarak 90 dakika üst düzey maç yapan bir futbolcuyu kıyaslamamızın absürt olacağı gibi “Randori” yapan ile yapmayan sporcuyu kıyaslamamız da o denli absürttür. Kano’un bir öğrencisi olan ve Brazilian Jiu Jitsu’nun babası kabul edilen Mitsuyo Maeda tüm dünyayı dolaşıp dövüş yeteneklerini sınadıktan sonra Brezilyaya yerleşir ve Gracielerle tanışır. Gerisi tarihdir. Daha sosyal Brezilyalılar öğrendikleri sırları çok kısa sürede tüm dünyaya yaymayı başarırlar. Amerikada MMA kafesleri(ilk UFC ) kurulur ve Gracilerin en zayıf üyesi uzun yıllar kilo farkı gözetmeksizin dünyadaki tüm dövüşçüleri pes ettirir ve BJJ’nin dünyanın en etkili dövüş sporu olduğunu bir daha silinmemek üzere tüm zihinlere mıhlar. Günümüzde BJJ bilmeyen bir MMA(Karma Dövüş Sanatları) dövüşçüsü düşünülemez bile.
Soru : Dünya orduların ’da durum ne?
Kadınlara karşı şiddet bizi en çok düşündüren konuların başında geliyor. Asıl mücadelenin toplum gelişimi üzerinde sürdürülmesi gerektiğini düşünmekle birlikte her masum insanın cebir ve darbı daha oluşmadan engelleyebilmesi ve şayet oluştuysa da kendini en kısa sürede, en etkili şekilde savunabiliyor olması gerektiğine inanırız. Maalesef hanımlarımız ve kızlarımız genelde başlarına böyle bir şeyin gelebileceğini pek düşünmezler ya da düşünürler ancak nasıl önlem alabileceklerini bilmezler. Oysa çok samimi duygularımızla söylüyoruz ki ki güvenilir bir yerde, sadece temel nefs-i müdafaa dersleri almış olsalar dahi bir çok üzücü hadise engellenebilir. JiuJitsu bunun için biçilmiş kaftan.100 kilo ağırlığındaki bir saldırganı onun yarı ağrılındaki bir kadının yumruk atarak durdurması imkânsızdır. Narin olanın kaba olana karşı zaferinin ta kendisi olan JiuJitsu’da ise şartlar her daim, her kim olursa olsun Jiujitsu’yu bilenin lehinedir. İnanın, çok kısa sürede kendinizi çok iyi savunabiliyor olacaksınız.
Kesinlikle doğru, yukarıda söylediklerimizin tümü çocuklar için de geçerli. Zihinsel, fiziksel, postural, entelektüel, özgüven, disiplin ve sosyal gelişimlerine sağlayacak katkılardan hiç bahsetmiyoruz bile.
Bizim yenilmezler olarak bilinen hem MMA hem de BJJ müsabık takımlarımız var. Genetik DNA testlerinden tutun da 7/24 gelişim takibine kadar profesyonel sporcularımız için dünyadaki en güncel gelişmeler baz alınarak hazırlanmış programlarımız mevcut. Saatlerce anlatabiliriz ancak korkarız ne o kadar vaktimiz ne de o kadar yerimiz var. Performanslarını bir üst noktaya çıkartmak için ne yapabileceğimizi konuşmak isteyen sporcu arkadaşlar ve işi savaşmak olan profesyonellerin bizimle irtibata geçmelerini öneririz.